İkili ilişkilerde yaşadığımız temel sorunlardan biridir teslimiyet. Genelde ilişkide bir taraf hep eksik kalır bütün değildir kimse ya ilişkide eksik kalınan taraf aslında ilişkinin özü olur. Kiminin maddi, kiminin manevi, kiminin bedensel kimininse ruhsal ihtiyaçları yanıt bulmaz.

teslimiyetBütünüyle tamamlayan ilişki yoktur. Tamda burada devreye teslimiyet giriyor. Kişiyi olduğu gibi kabul etmek (Burada şiddet, hakaret, baskıcı kişilikleri saymıyorum). Kendi varoluşun ile onun varlığını onurlandırman ve bütünleşip BİR olmanın yolunu açman BİR olmayı getiriyor. İşte o zaman eksik gibi gelen şey kocaman bir bolluğa dönüşmeye başlıyor.

Birinde kaybettiğin şeyi diğerinde veren sistem bu seferde onda seni başka bir yanın ile eksik bırakıyor tekrar. Örneğin, biriyle sosyal anlamda aktif bir hayat sürerken eksik olan şey maddiyat ise diğer ilişkinde maddi boyutun yüksek fakat sosyal hayatın eksik kalıyor. İşte temelde fark edilmesi gereken şey o an elinde olan tüm kaynakları kullanıp senin için değer olan ilişkini ayağa kaldırmak ve ondaki sorunu yok etmektir.

Tamamlanmaya geliyoruz ya dünyaya en büyük eksiklik aslında zihnimize kazıdığımız düşüncelerden başka bir şey değil. Burada da farkındalık ile yola çıkarsak temelde sorun olan şeyin basit bir dokunuşla bambaşka bir boyuta geçtiğini görürsünüz.

Bir yandan mistik dünya içinde yer alıp, olan her ne ise olması gerektiği için olmaktadır deyip sonra elde olana bakıp bu eksik diyebilmek henüz yolun tamamlanmamış olduğunu göstermekte bizlere. Bu sebepten ötürü, gerçek benliğimize varabilmemiz için yapmamız gereken şey OL’durmaya değil, OL’an ile OL’maya niyet edip teslim olmak gerekiyor. Gerçeklik AN’dan sonra bizimle ve açılan kapılar, aydınlanan yollar ve gelen fırsatlar artmaya başlayacaktır.

OL’ana teslim olmuş bir BEN’lik mutlak gerçekliğini fark edecektir.